SON DAKİKA

newsstv24

Resmin büyük halini görmek için tıklayın

27 Ağustos 2026 - 14:50 'de eklendi ve kez görüntülendi.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

10 kiloluk bebeğimi doğurmak üzereydim

“Polisler geldi.”

“Polis mi?”

Annem çantasından bir telefon çıkardı.

“Evet.”

Tam o sırada kapı açıldı.

İçeri başhekim girdi.

Elinde aynı kahverengi dosya vardı.

“Öncelikle ikiniz de iyisiniz,” dedi. “Bebeğinizin durumu da iyi.”

Gözlerimi kapattım.

İçimde büyük bir rahatlama oluştu.

“Aras neden polis tarafından götürüldü?”

Başhekim yatağın yanındaki sandalyeye oturdu.

“Çünkü babasının getirdiği dosyada, doğumdan önceki bazı kayıtlar vardı.”

“Ne kayıtları?”

Başhekim dosyayı açtı.

“Gebeliğinin son haftalarında yapılan ultrason ve muayene sonuçları.”

Kaşlarımı çattım.

“Onları zaten biliyorum.”

“Hayır, Derya.”

Sesi ciddileşti.

“Senin gördüğün sonuçlar değiştirilmiş.”

Bir an hiçbir şey söyleyemedim.

“Ne?”

“Gerçek ölçümlerde bebeğin tahmini ağırlığı 10 kilo değildi. Çok daha düşüktü.”

Boğazım düğümlendi.

“Ne kadar?”

“Yaklaşık dört kilo.”

Odaya sessizlik çöktü.

Dört kilo.

Ben aylar boyunca neden bebeğimin aşırı büyük olduğu söylenerek korkutulmuştum?

Başhekim devam etti.

“Aras, sistemdeki bazı raporları değiştirmiş. Sezaryen gerekliliğini ortadan kaldırmak için değil…”

Durdu.

“Başka bir nedenle.”

“Ne nedeni?”

Kapı açıldı.

Aras’ın babası içeri girdi.

“Çünkü oğlum, Selin’i korumaya çalışıyordu.”

İçimdeki bütün öfke yeniden ayağa kalktı.

“Selin?”

Başını salladı.

“Selin’in hastanede yaptığı ilk olay bu değildi.”

Dosyadan birkaç belge çıkardı.

“Geçmişte başka doktorların üzerine suç atmıştı. Birkaç hemşire hakkında da şikâyetler oluşturmuştu. Aras onunla bir ilişki yaşamaya başladığında bunu öğrendi.”

Kalbim sıkıştı.

Aras ile Selin…

Yedi yıllık evliliğim boyunca.

Babası gözlerini yere indirdi.

“Aras’ın seni sevmediğini söylemeyeceğim. Ama yaptığı şeyleri açıklamaya da çalışmayacağım. Oğlum, Selin’in kendisini terk etmesinden korktu. Seni suçlu göstererek onun yanında kalabileceğini sandı.”

Gözlerimden yaşlar süzüldü.

“Yani beni ve bebeğimizi riske attı.”

“İki insanın hayatını.”

Başhekim dosyayı kapattı.

“Ve bu yüzden hakkında soruşturma başlatıldı.”

Üç gün sonra oğlumu ilk kez tek başıma kucağıma aldım

0

Adını Efe koydum.

Aras’ın seçtiği ismi kullanmadım.

Çünkü bu isim, bana yeniden başlamayı hatırlatıyordu.

Efe’nin minicik parmakları parmağımı kavradığında gözlerim doldu.

“Senin için yaşayacağım,” diye fısıldadım.

“Ve bir daha kimsenin beni susturmasına izin vermeyeceğim.”

O gün Selin hastaneye gelmedi.

Aras da gelmedi.

Ama avukatı aracılığıyla bir mektup gönderdi.

Mektubu açmak istemedim.

Yine de annem masanın üzerine bıraktı.

Saatler sonra dayanamayarak okudum.

Aras, yaptıklarından dolayı özür diliyordu.

Selin’in kendisini manipüle ettiğini söylüyordu.

Korktuğunu söylüyordu.

Beni kaybetmekten korktuğunu…

Mektubu sonuna kadar okudum.

Sonra ikiye katladım.

Ve çöpe attım.

Çünkü bazı özürler, yaşananları geri getirmiyordu.

Aylar geçti.

Hastaneye geri döndüm.

İlk gün acil servisin kapısından içeri girdiğimde herkes bana baktı.

Bazıları sarıldı.

Bazıları hiçbir şey söylemeden elimi sıktı.

Başhekim bana yaklaşıp gülümsedi.

“İşe dönmeye hazır mısın?”

Başımı salladım.

“Artık eskisinden daha hazırım.”

O gün nöbet sırasında genç bir kadın getirildi.

Doğum sancıları başlamıştı.

Korkuyordu.

Doktorların kendisini dinlemediğini söylüyordu.

Yanına oturdum.

Elini tuttum.

“Önce seni dinleyeceğiz,” dedim.

“Sonra neye ihtiyacın olduğunu birlikte belirleyeceğiz.”

Kadının gözleri doldu.

Ben de onun elini biraz daha sıkı tuttum.

Çünkü bir zamanlar benim de birinin bana bunu söylemesine ihtiyacım vardı.

Bir yıl sonra mahkeme süreci sona erdi.

Aras, mesleki soruşturma ve hukuki süreçle karşı karşıya kaldı.

Selin’in hastanede başka insanları da manipüle ettiği ortaya çıktı.

Ama benim için asıl hesaplaşma mahkeme salonunda değil, kendi içimde gerçekleşmişti.

Aras’ın bana yaptıklarının hayatımın geri kalanını belirlemesine izin vermeyecektim.

Bir sabah Efe’yi parka götürdüm.

Artık yürümeye başlamıştı.

Küçük ellerini uzatıp bana doğru koştu.

Onu kucağıma aldım.

Gülmeye başladı.

O anda geçmişteki o doğum odasını düşündüm.

Çelik korkuluğun kırılmasını…

Monitörün çığlığını…

Aras’ın yüzündeki korkuyu…

Ve kapının açıldığı o anı.

Bir zamanlar o günün hayatımın sonu olduğunu sanmıştım.

Oysa hayatımın sonu değilmiş.

Hayatımın yeniden başladığı günmüş.

Efe’nin alnından öptüm.

“Annen artık korkmuyor.”

Telefonum çaldı.

Arayan Aras’ın babasıydı.

Kısa bir süre konuştuk.

Sonra bana bir şey söyledi.

“Aras senden bir kez daha özür dilemek istiyor.”

Parka baktım.

Efe çimenlerin üzerinde gülerek koşuyordu.

“Hayır,” dedim.

“Artık buna ihtiyacım yok.”

Telefonu kapattım.

Çünkü affetmekle geri dönmek aynı şey değildi.

Ben Aras’ı affetmek zorunda değildim.

Ama kendimi kurtarmak zorundaydım.

Ve bunu başarmıştım.

Oğlumu kucağıma alıp eve doğru yürürken bir kez daha arkamı dönüp parka baktım.

İlk kez geçmişe baktığımda hiçbir şey hissetmedim.

Ne öfke.

Ne korku.

Ne de özlem.

Sadece huzur.

Çünkü o gün doğum odasında neredeyse her şeyimi kaybetmiş olsam da bir şeyi kazanmıştım:

Kendi hayatım üzerindeki söz hakkımı.

Ve artık kimse onu elimden alamazdı.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA